Yaşamak için mi, yoksa yemek için mi yaşamak?

Prensesler Diyarına Hoş Geldiniz, kadin, kadinca, kadin saglik, kadin dogum, kadin ve moda, kadin diyet, anne ve bebek, cocuk sagligi, oya, dantel, elisi, evlilik, evlilik hazirligi, estetik güzellik, gebelik, gebelik sureci, diyet yemekleri, yemek tarifleri/Yaşamak için mi, yoksa yemek için mi yaşamak? => Yaşamak için mi, yoksa yemek için mi yaşamak?     Aslında yediğimiz tüm yemekler, bizim enerjimizi çalıyor ve bedenimizle birlikte zihin ve ruh

Gönderen Konu: Yaşamak için mi, yoksa yemek için mi yaşamak?  (Okunma sayısı 2270 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı yaprak

  • Yönetici
  • Süslü Prenses
  • *
  • Konu: 116
  • İleti: 1851
  • Karma +4/-0
  • Cinsiyet: Bayan
  • Nerden: Eskişehir
  • Saygınlık Puanı: 0
  • Saygınlık Derecesi:
Yaşamak için mi, yoksa yemek için mi yaşamak?
« : 25 Mart 2010, 14:37:56 »
Yaşamak için mi, yoksa yemek için mi yaşamak?


 
 
Aslında yediğimiz tüm yemekler, bizim enerjimizi çalıyor ve bedenimizle birlikte zihin ve ruh sağlığımızı olumsuz yönde etkiliyor. Yemek miktarındaki fazlalık aynı zamanda hem hayatın verimini azaltıyor hem de yaşlanma sürecinde belirgin derecede artma meydana getiriyor.
 
İnsanlar, yemek yeme alışkanlıkları bakımından ikiye ay­rılıyor. Birinci grup, yemek için yaşayanlardan oluşuyor. Bunlar, sabahleyin kahvaltıdan sonra öğlen ve akşam ne yi­yeceklerini düşünmeye başlayan, açlığa dayanamayan in­sanlardan oluşuyor. Yani bunlar kilolu, yağlı ciltli, bağırsak­ları yedikleriyle şişmiş, bedenlerinde toksin miktarının hayli arttığı belirgince hissedilen insanlar.
 
İkinci gruptakiler ise mecbur kaldıklarında yemek yiyen ve yemeseler de uzun saatler aç durabilen, yemeği hiç dü­şünmeyen insanlar. Bunlar kuru ciltli, daha ziyade düşük ki­lolu, sigaraya daha çok bağımlı; fakat yemek yemeği isteyip istemediği net anlaşılamayan insanlar.

İlk gruptakilerin has­talıkları daha çok kronik, ikinci grubunki ise akut gelişen hastalıklardır.
 
Her iki grubun da kendine göre hastalıkları vardır. İştah­sız, yemek yemeye düşkün olmayan, kuru, kısa veya uzun, bağımlılığa eğilimli insanlarda genellikle kalp-damar hasta­lıkları daha çok görülür; ama akıl sağlıkları ve zihinsel yete­nekleri oldukça gelişmiştir. Yönetici veya lider olma yete­nekleri diğerlerine göre çok daha yüksek düzeydedir.

Çok yemek yiyen; âdeta yemek yemek için yaşayanlar, kilolu, zihinsel ve ruhsal yönden durağan, psikolojik Özellik­ler bakımından direnci zayıf insanlardır. Bu kişiler hantal bedenleriyle sosyal yaşamın içinde çoğu kez geride kalmaya yatkınlardır. Bedenlerinde alerji vardır. Bu kişilerde alerjik astım ve kronikleşmiş depresyon daha sık görülür. Zira bun­ların karaciğerleri iyice yorulmuş ve filtre görevini rahatlıkla yapamaz hale gelmiştir.
 
Böylelikle kanları kirlenmeye daha eğilimli olan bu insanlar, alerjik reaksiyonlarıyla birlikte da­ha ziyade kronik ve psikolojik hastalıklara eğilimli olurlar.


Sağlıklı Beslenme
 
1. Hiçbir besin tek başına vücudumuzun ihtiyacı olan be­sin öğelerini içermez. Yeterli ve dengeli beslenmek için her öğünde 4 ana besin gurubundan önerilen miktarlarda alma­ya özen göstermelisiniz: protein, yağ, karbonhidrat, vitamin ve mineral. Bu besin guruplarından gerektiği kadar kulla­nılmalıdır.


2.  Boyunuza uygun olarak vücut ağırlığınızı koruyun. Bunun için enerji alımını, enerji harcamanıza eşit olacak şe­kilde ayarlayın.


3. Besinleri kayıpları önleyecek şekilde hazırlayın, pişirin veya saklayın.


4.  Kuru baklagiller, tam tahıllar, meyve ve sebze tüketi­mini artırın. Kuru baklagiller protein bakımından zengindir. Tam tahıl ürünleri, sebzeler, meyveler ise vitamin, mineral posa gibi sağlık öğeleri içerir. Ayrıca birçok sebze ve meyve hipertansiyon, kalp hastalığı ve kansere karşı koruyucu özel­liklere sahiptir.


5.  Beslenmenizde şeker miktarını azaltın. Şeker miktarı­nın fazlaca kullanılması kalp ve şeker hastalıkları riskini ar­tırır. En iyi tercih esmer şeker kullanmaktır. Esmer şeker ra
fine edilmemiş şekerdir ve doğaldır. Vitamin oranı yüksek ve bedene hiçbir zararı olmayan şeker çeşididir. Özellikle kalp hastalığına yatkın kişiler diyetlerindeki şeker miktarını minimum düzeyde tutmalıdır.


6. Günlük tuz tüketiminde aşırıya kaçmayın. Aşırı tuz tü­ketimi hipertansiyon, kemik erimesi ve mide kanseri riskini artırır. Tuz yerine, lezzet verici olarak baharat ve çeşitli otları kullanmayı deneyin.


7. Sigara kullanmayın.


8.  Su tüketiminizi artırın. Her gün ortalama 2-2,5 litre su için.


9.  Öğün atlamamaya özen gösterin. Tokken yemek ye­meyin. Meyve en iyi ara yemeğidir.




10. Doymuş yağ ve kolesterol tüketimini azaltın.

 


Yazar: Dr. Recai Yahyaoğlu
Konuyu Paylaş:
  digg  slashdot  delicious  technorati  facebook  twitter  google  google


Çevrimdışı TatLi_PrenseS

  • Prenses
  • Patroniçe
  • Sevimli Prenses
  • *
  • Konu: 1827
  • İleti: 5368
  • Karma +10/-1
  • Cinsiyet: Bayan
  • Nerden: Almanya
  • Durumum:
  • Saygınlık Puanı: 86048
  • Saygınlık Derecesi:
  • BitmeyeceK Bir MasaLın PrenseS'iyim Ben...
    • www.PrenseslerDiyari.net
Ynt: Yaşamak için mi, yoksa yemek için mi yaşamak?
« Yanıtla #1 : 25 Mart 2010, 16:42:20 »
yesen olmuyor yemedende hic olmuyor ne zor yaa :TATLIASKIMCILAR:

Çevrimdışı sevda

  • Süslü Prenses
  • ****
  • Konu: 19
  • İleti: 1492
  • Karma +1/-0
  • Cinsiyet: Bayan
  • Nerden: MERSİN
  • Saygınlık Puanı: 2986
  • Saygınlık Derecesi:
Ynt: Yaşamak için mi, yoksa yemek için mi yaşamak?
« Yanıtla #2 : 11 Nisan 2010, 11:18:06 »
şu yemek yeme alışkanlığı günde 1 defa olsaydı ne güzel olurdu  :1202591pu55lez1va: :1202591pu55lez1va: :1202591pu55lez1va:

Seo4Smf Tagleri:

GoogleTagged - Etiketler